Site Meter Fotoğraf Teknikleri

Kompozisyon Yaratma

25 Eylül 2008 Perşembe

Arkadaşlarınızla birlikte bir geziye çıktınız ve yanınıza da fotoğraf makinenizi aldınız. Bir kaç güzel anı fotoğraflamaktan ziyade fotoğraf anlamında kaliteli bir kaç poz çekmeyi hedefliyorsunuz. Ne yapmanız lazımda güzel kareler ede edebilesiniz.

Düşünelim, güzel bir gezi yapıyorsunuz etrafınızda kavak ağaçları yanında güzel şırıl şırın akan ufak ama beyaz köpüklere sahip küçük bir şelaleyi anldıran bir akar su var. havada güneş pırıl pırıl parlıyor. herşey o kadar güzelki aldığınız bu keyfi fotoğrafa yansıtmak istiyorsunuz. denklanşöre bir heyecanla basıyorsunuz ve fotoğrafın o anı yeterince iyi yansıtmadığını düşünüyorsunuz veyahutta evde bakınca beğenmiyorsunuz.

Fotoğraf çekmeye ilk başladığım dönemlerde bende herkez gibi bu sorunları uzunca bir süre yaşadım. An gözümün önünden gidiyor ve ben kafamda planladığım etkiyi bir türlü fotoğrafa yansıtamıyordum. zamanla çözülür diyip geçmeyeceğim. bir kaç nokta var dikkat etmeniz gereken. öncelikle bazı deneyimleri önceden çalışarak kazanmalısınız.

Nedir bu elde edilmesi gereken deneyimler ?

Öncelikle makinenizin pozlama süresini ayarlarken, kafanızda belirli ışık oranlarına göre ortalama pozlama değerlerini oturtmalısınız. ilk başlarda gece, az ışık ve yoğun ışık değerlenizi tespit etmekle işe başlayabilirsiniz.

Bir diğer önemli husus ise alan derinliğidir. fotoğraflarınızda etki yaratmada en büyük önceliklerden birisidir. burada unutmamanız gereken birşeyde bizim üç boyutlu olarak gördüğümüz dünyanın, fotoğrafta iki boyutlu olarak yansıtılacağıdır. işte alan derinliği bu noktada son derece önemli bir etkye sahip. F değerini azalttıkça alan derinğininden de feragat etmekteyiz. fotoğraflarımızın arka fonlarını buğulu görmek istiyorsak f değerimizi azaltığımızı hatırlatayım.

Tabiki en önemli nokta burada ışıktır. ışık oranına göre yapacağımız bu iki ayarlamalarla fotoğraflarımızı teknik açıdan geliştirmeye başlarız.

Fotoğrafı oluşturan en önemli olgu tabii ki kompozisyondur. Fotoğrafı çekmek amacıyla denklaşöre bastığınız anda kopmozisyon oluşmuştur. bir çok yeni fotoğrafçı fotoğraf hayatına başladığında hızlı bir şekilde makinesini hedefe doğrultur ve denklanşöre basar. Eğer ki güzel fotoğraflar çekmek istiyorsanız yapılması gereken bu kadarla sınırlı olmamalıdır. Öncelikle çekmek istediğiniz konuyu belirleyin. gezide olduğumuzu var sayarak başlamıştık. Amacımız tur içersindeki insanların duygularını karelemek olarak belirlersek. konudan fazla uzaklaşmadan fotoğraf başarımızın artacağını gözlemleriz.

Nasıl gelişir ondan bahsedelim.

örneğin suyla oynayan yada ağaçları inceleyen insanların duygularını fotoğraflamaya karar verdiniz. aklınızda bir konu düşünün ve onu aramaya başlayın. örnek vermek gerekirse. bir ağaç dalı üzerindeki bir canlıya dikkatlice bakan bir kişi hatta bir çoçuk çekmeyi planladınız. size neler gereki bir düşünelim öncelikle ağaçların ve üzerinde canlıların olduğu bir bölgeye yönelmelisiniz. orada inceleme noktasında dikkatli bir çoçuk tespit etmelisiniz. ve bu iki bileşimi bulabileceğiniz birde doğru açı lazım. Çocuğun yüzü belirgin olacak şekilde yakın bir noktada bulunmalısınız.

işte kafanızdan bu arayışlar sayesinde düşünüyor ve ne istediğinizi tespit ediyor olacaksınız. zamanla bir çok konu yaratabilecek ve istediğiniz kareler için hazırlığın ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz. Fotoğraf çekmeden önce anı nekadar iyi tespit eder ve teknik anlamda hazır olursanız pozlama için o kadar zamanının olur. fotoğrafçılığa bir çok yeni başlayan arkadaşımız makinelerine gerekli ayarları yapmaya çalışırken itedikleri kareyi yakalayamamaktan şikayet ederler.

Özetlemek gerekirse

1- Konu belirleyin
2- Denklanşöre basmadan önce düşünün
3- çektiğiniz fotoğrafı değerlendirin.

Gönderen Arman Memil zaman: 23:26 2 yorum Bu yayına verilen bağlantılar  

Film Hızı

Film hızı ASA değimiz tanımlama, fotoğraf makinelerimizi için kullandığımız filmlerin ışığa olan hassasiyet olarak tanımlanmaktadır.

Düşük hassasiyet (ISO/ASA hızı) daha uzun pozlama zamanı anlamına gelmektedir. Bu tipi filmleri yavaş film olarak adlandırabiliriz. yüksek asalı bir film daha kısa pozlama süresi gerektirdiğinden hızlı film olarak tanımlarız. Buradanda anlaşılacağı gibi yüksek hızlı filmlerle karanlıkta daha iyi kareler elde edebiliriz.

Alman Standartlar Enstitüsü tarafından belirlenmiş DIN değeri bulunmaktadır. DIN değeri de film hız birimidir. DIN değerleri her üç birimde bir çift artar. 24 DIN bir film 21 DIN filmden iki kat daha duyarlıdır.

ISO aritmetik oran
(eski ASA oranı)
ISO derecesi
(eski DIN oranı)
GOST standardı
(Soviet pre-1987)
Normal hızına göre örnekler
6
original Kodachrome
8 10°

10 11°
Kodachrome 8 mm film
12 12° 11 Gevacolor 8 mm reversal film
16 13° 11 Agfacolor 8 mm reversal film
20 14° 16 Adox CMS 20
25 15° 22 old Agfacolor, Kodachrome 25
32 16° 22 Kodak Panatomic-X
40 17° 32 Kodachrome 40 (movie)
50 18° 45 Fuji RVP (Velvia)
64 19° 45 Kodachrome 64, Ektachrome-X
80 20° 65 Ilford Commercial Ortho
100 21° 90 Kodacolor Gold, Kodak T-Max (TMX)
125 22° 90 Ilford FP4, Kodak Plus-X Pan
160 23° 130 Fuji Pro 160C/S, Kodak High-Speed Ektachrome
200 24° 180 Fujicolor Superia 200
250 25° 180 Tasma Foto-250
320 26° 250 Kodak Tri-X Pan Professional (TXP)
400 27° 350 Kodak T-Max (TMY), Tri-X 400, Ilford HP5
500 28° 350
640 29° 560 Polaroid 600
800 30° 700 Fuji Pro 800Z
1000 31° 700 Ilford Delta 3200
1250 32°

1600 33° 1400–1440 Fujicolor 1600
2000 34°

2500 35°

3200 36° 2800–2880 Kodak P3200 TMAX
4000 37°

5000 38°

6400 39°



Gönderen Arman Memil zaman: 23:06 1 yorum Bu yayına verilen bağlantılar  

CMOS Sensor

3 Eylül 2008 Çarşamba

CMOS (Complementary Metal Oxide Semiconductor; Bütünleyici Metal Oksit Yarıiletken), bir tümleşik devre üretim teknolojisidir.

N-tipi ve P-tipi olarak adlandırılan NMOS ve PMOS transistorların aynı tümdevre üzerinde gerçeklenmesine olanak tanır. Genel olarak günümüzde kullanılan sayısal (dijital) devrelerin neredeyse tamamı (örneğin mikroişlemciler) CMOS teknolojisi ile üretilir. Bu teknolojinin yaygın olarak kullanılmasının nedeni, bu teknolojinin birim silisyum alanda en fazla transistor gerçeklenmesini olanaklı kılması, gerçeklenen devre açık durumda fakat işlem yapmazken neredeyse güç tüketmemesi gibi önemli özelliklerdir. Böylece elektronik endüstrisinin temel taleplerinden olan düşük maliyet ve düşük güç tüketimi (uzun pil ömrü) sağlanmış olur.

Gönderen Arman Memil zaman: 00:33 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar  

CCD Sensor

CCD-algılayıcı veya CCD-çip olarak da adlandırılır. Yüklenme iliştrilimiş araç (İngilizce; Charge Coupled Device).

Dijital fotoğraf makinelerinin ve video kameralarda ışığa duyarlı yüzey olarak iş görürler. Bir tabakanın üstüne dizilmiş ışığa duyarlı foto diyotlardan oluşurlar. Bunlar, düşen ışığı elektrik gerilimine çevirirler. Ne kadar aydınlık olursa ışık hücresinde (fotosel) biriken gerilim de o kadar yüksek olur. Matrix gerilim, bir analog-dijital (A/D) çevirici ve işlemci vasıtası ile resime çevrilir.
CCD algılayıcılar ışığa karşı, CMOS algılayıcılardan daha duyarlıdırlar ve ürettikleri görüntüler daha niteliklidir. Buna karşılık daha pahalıdırlar ve daha fazla güç harcarlar.


CCD’nin artıları ve eksileri

Artıları
  • Piksel başına toplanan yükle gelen foton akısı arasında doğrusal ilişki olması.
  • 65565 elektrona kadar yük biriktirme kapasitesi (full well capacity) ile büyük bir dinamik aralığa sahip olması.
  • Bir çok modern inceltilmiş/arkadan aydınlatmalı alette %100’e varan çok yüksek bir kuantum etkinliğine ulaşılabilmesi.
  • Verinin alınır alınmaz doğrudan bilgisayar yardımıyla işlenebilmesi.
  • Uzun zaman aralıkları boyunca ışık toplayabilmesi.
  • Yonga-üzeri satır/sütun birleştirme (on-chip binning) yoluyla CCD üzerinde sinyal işlenebilmesi.
  • CCD’nin Sıvı Azot sıcaklıklarına kadar (77 K) soğutulmasıyla ısısal gürültünün çoğunun yokedilebilmesi. Ayrıca, CCD’lerin doğrusal (ve sayısal) olması nedeniyle bir çok pozun Poisson gürültüsünü azaltmak amacıyla birleştirilebilmesi.
  • Özelliklerinin `ideal’ algılayıcıya çok yakın olması.

  • Eksileri
  • Oldukça pahalı olması. Bilimsel amaçlı 1K x 1K boyutlarında küçük bir CCD için bile 10,000 $.
  • Aynı türden her CCD’nin genel özellikler bakımından benzer ama eşdeğer olmaması.
  • Kuantum etkinliği, yonga kalitesi ve diğer bozuklukların aletten alete değişmesi.

  • Gönderen Arman Memil zaman: 00:19 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar  

    Teleconverter Nedir ?

    2 Eylül 2008 Salı

    Tele converter objektif ile makine arasına takılan bir aparattır elinizde bulunan aparatta belirtilen  “x” değerine göre objektifinizin değerini arttırır. objektifinize yansıyan orta bölgeyi büyütmeye yarayan bir parçadır.  bir nevi close-up lens gibi çalışır.

    Örnek vermek gerekirse x2 br teleconverter görüntünün ortasında 12x18mm lik bir parçayı 24x36mm lik bir boyuta getirir. teleconverter ışığın yoğunluğunu biraz azaltır. film hızınızla (ISO) bu dengelemeyi rahatlıkla sağlayabilirsiniz.

    Yan sanayi olarak 2x ve 4x değerlerlerine sahip teleconverter bulabilirsiniz. Canon Eos modelleri için 1.2x ve 1.4x ürünlerini çıkarmıştır.

    Büyük F değerli objektiflerde kullandığınız makineye göre sapıtmalar olabilir. F5.6 değerinden sonra AF'da sorun yaşanmaktadır. Elle netleme yapmanızda fayda olduğunu söylemek gerekir.


    Yukarıda 2x converter kullanımının örneğini görüyorsunuz.

    HDR Fotoğraf Çekimi

    2 Nisan 2008 Çarşamba


    HDR (high dynamic range) fotoğraflar oluşturmak için özel makinalara ve pahalı aksesuarlara ihtiyacınız yoktur. Her türlü dijital fotoğraf makinası bu işlem için uygundur.

    HDR tekniğindeki temel mantık , fotoğraftaki çok koyu ve çok açık alanlar arasında bir denge yakalamaktır. Örneğin arka fonda güneş varken bir çiçek fotoğrafa alınmak istendiğinde ya güneş çok parlak çıkar ya da çiçek simsiyah silüet şeklinde görünür. HDR tekniğiyle güneşi ve çiçeği bu konumdayken bile normal görüntüleriyle pozlamak mümkündür.

    HDR için fotoğraf makinasına ve makinanın sabitleneceği bir zemine ya da tripota (üç ayak) ihtiyaç vardır. Dikkat edilmesi gereken en önemli konu fotoğraftaki alanın hareketsiz olmasıdır. Rüzgarda salınan ağaçlar ve ya insanlar gibi hareketli nesneler bulunmamalı ve ard arda çekeceğimiz fotoğraflarda titreme ve kayma olmamalıdır. Tek konuyu en az 3 farklı pozlamada çekmemiz gerekmektedir. Bunlar -2Ev 0Ev +2Ev olabilir. Bu tür pozlamaları göstermeyen makinalarda aynı pozu , pozlama süresini kısaltarak ve ya uzatarak , çok koyu orta koyulukta ve çok parlak olarak pozlamalıyız. Bu pozlamalardan sonra oluşan tüm fotoğraf dosylarını jpeg ya da tiff formatında kaydetmeli ve bilgisayara göndermeliyiz. Photoshop CS2 ve ya Photomatix Pro gibi bir programda HDR Merge seçeneğiyle birleştirdiğimiz fotoğraflarda parlaklık değerlerini ayarladıktan sonra hemen hemen tüm işlemleri bitirmiş oluyoruz.


    Photoshop CS2 de file - automate - merge to hdr sekmesinde çektiğimiz pozları seçip Attemp to Automatically Aling Source Image seçeneğini seçerek pozlardaki milimetrik kaymaları da bilgisayarın düzeltmesini sağladıktan sonra OK tuşuna basarak adımları takip edebiliriz. Oluşturulan ilk imaj dosyası 50 - 140 Mb büyüklüğündedir.( çözünürlüğe ve fotoğraf sayısına göre değişir) . Oluşturulan imaj dosyası fotoğraf makinanızın tek çekimde elde ettiği fotoğraf kalitesinden defalarca kat daha yüksektir.

    HDR fotoğrafların en güzel yanlarından biri budur. 32 bitlik bu imaj dosyasını baskı almayacaksak 8 bit e indirerek işlemlere devam etmemiz daha yararlı olacaktır.

    Çeşitli hesaplamalar bittiğinde Photoshop 8 bit e dönüştüreceği imaj dosyası için bir kez daha poz düzeltme seçeneği sunar . Local Adaptation seçeneği altında pozun koyu , açık ve orta koyuluktaki alanlarının birbirinden bağımsız olarak parlaklığıklığını ayarlayabiliriz ki HDR fotoğrafın temelinde bu yatar. Daha sonra çeşitli photoshop teknikleriyle fotoğrafınızı düzeltebilirsiniz. HDR fotoğraflarda normalde hareketli nesnelerin bulunmaması gerekir ancak bazı fotoğraf işleme teknikleriyle hareketli nesneler de fotoğraflara dahil edilebilir. Bunun için iyi bir fotoğraf makinasına, fotoğraf işleme programına ve bu programı kullanma yeteneğine ihtiyacınız olacaktır.


    Yazılımlarla bazı fotoğraf makinası filtrelerini simüle edebilir ve çektiğiniz fotoğraflarda kullanabilirsiniz ancak yazılımların da elbette bir limiti vardır. Fotoğrafların çok daha olağanüstü görünmesi için özel makinalara ve özel merceklere ihtiyacınız olabilir. Fakat HDR için olmazsa olmaz donanımlard değillerdir.

    Sonuç olarak yaratıcılığınıza bağlı olarak çok güzel, bakarken zevk alacağınız fotoğraflar çekebilirsiniz. hem sahada hemde evde yapacağınız bu çalışmalar çok yönlü olarak sizlere keyif vereceğine inanıyorum.




    Gönderen Arman Memil zaman: 05:57 0 yorum Bu yayına verilen bağlantılar  

    Fotoğraf Çekmenin Püf Noktaları

    26 Eylül 2007 Çarşamba

    FOTOĞRAFINI ÇEKTİĞİNİZ KİŞİNİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKIN
    Gerçek yaşamda olduğu gibi, fotoğraf çekerken kişinin gözünün içine bakmak arada bir bağ oluşturur. Birinin fotoğrafını çekerken makineyi kişinin göz seviyesinde tutun. Çocuklar söz konusuysa, bu onların boyuna inmeniz gerekiyor demektir. Çektiğiniz kişinin her zaman makineye bakması gerekmez. Tek başına göz seviyesi açısı sizi resmin içine çeken kişisel ve davetkar bir duygu yaratır.

    SADE BİR ARKA PLAN KULLANIN
    Sade bir arka plan fotoğrafını çektiğiniz objenin daha iyi görüntülenmesini sağlar. Makinenizin vizöründen bakarken çektiğiniz objenin çevresini inceleyin. En sevdiğiniz yeğeninizin kafasından çıkan antenler, kulaklarından sarkan arabalar olmaması için özen gösterin.

    DIŞ MEKANDA FLAŞ KULLANIN
    Parlak gün ışığı yüzde istenmeyen derin gölgeler oluşturabilir. Yüzü aydınlatmak için flaş kullanarak gölgeleri yok edin. Güneşli havalarda insan resmi çekerken flaşınızı açmayı unutmayın. Dolgu flaşı (fill-flash) modunu ya da tam flaş (full-flash) modunu seçebilirsiniz. Fotoğrafını çektiğiniz kişi en fazla 1,5 metre uzaklıktaysa dolgu flaşı, daha uzaktaysa tam flaş modu gerekebilir. Dijital bir fotoğraf makinesiyle sonuçları incelemek için fotoğraf görüntüleme panelini (LCD ekran) kullanın.

    Bulutlu günlerde varsa sürekli flaş modunu seçin. Flaş insanların yüzünü aydınlatır ve yüz hatlarının öne çıkmasını sağlar. Bulutlu günlerin hafif ışığı bazen hoş sonuçlar verebildiğinden, flaşsız olarak da fotoğraf çekmeyi deneyin.

    DAHA YAKINA GİDİN
    Fotoğrafını çektiğiniz nesne arabadan daha küçük bir objeyse, deklanşöre basmadan bir, iki adım yaklaşıp zoom kullanın. Amacınız fotoğraf karesini fotoğrafını çektiğiniz objeyle doldurmak olmalı. Yakın çekimle, kalkmış bir kaş ya da serpiştirilmiş çiller gibi anlam katacak ifadeler yakalayabilirsiniz.

    Ancak fazla yakına giderseniz fotoğrafınız bulanıklaşır. Çoğu fotoğraf makinesinin en yakın odak mesafesi yaklaşık 90 cm ya da makinenizden bir adım uzaklıktadır. Fotoğraf makinenizin en yakın odak mesafesinden (emin olmak için makinenizin kullanım kılavuzuna bakın) daha yakına giderseniz fotoğraf bulanık çıkar.

    FOTOĞRAFINI ÇEKTİĞİNİZ OBJEYİ TAM ORTALAMAYIN
    Sahnenin tam ortası, gösteri yapan kişi için bulunmaz bir yerdir. Ancak, fotoğraf karenizin tam ortası için aynı şeyi söylemek doğru değil. Çektiğiniz nesneyi fotoğraf karesinin tam ortasından hafif yana kaydırarak, fotoğrafınıza hayat verin. Vizörünüzde karelerden oluşan bir oyun tahtası olduğunu varsayın. Şimdi fotoğrafını çektiğiniz nesneyi tahtadaki karelerden birine yerleştirin.

    Otomatik odaklı bir fotoğraf makineniz varsa, bu tür makinelerin çoğu vizörün ortasında bulunan nesneye odaklanacağından, odağı kilitlemeniz gerekir.

    ODAĞI KİLİTLEYİN
    Çektiğiniz obje, fotoğrafın tam ortasında değilse net bir fotoğraf elde edebilmek için odağı kilitlemeniz gerekir. Otomatik odaklı fotoğraf makinelerinin çoğu fotoğrafın merkezinde ne varsa ona odaklanır. Ancak fotoğraf kalitesini artırmak için çoğu zaman çektiğiniz nesneyi tam ortadan hafif yana kaydırmanız gerekir. Bulanık bir fotoğraf çekmek istemiyorsanız, önce çektiğiniz nesne tam ortadayken odağı kilitlemeli, ardından da nesne ortadan yana kayacak şekilde kompozisyonu değiştirmelisiniz.

    Odağı genellikle üç adımda kilitleyebilirsiniz. Önce, nesneyi tam ortaya yerleştirin ve deklanşörü yarım basılı halde tutun. İkinci olarak, deklanşör hala yarım basılı halde makinenizi oynatarak nesneyi ortadan yana kaydırın. Üçüncü ve son olarak, fotoğrafı çekmek için deklanşöre tam olarak basın.

    FLAŞINIZIN ETKİ MESAFESİNİ ÖĞRENİN
    Flaş kullanılırken yapılan en yaygın hata flaşın etki mesafesi dışındaki nesneleri çekmektir. Bu neden yanlış? Flaş etki mesafesinin uzağından çekilen fotoğraflar karanlık olacağı için bu yanlıştır. Birçok fotoğraf makinesinde maksimum flaş etki mesafesi 4,5 metreden (yaklaşık 5 adım) daha kısadır.

    Sizin makinenizin flaş etki mesafesi nedir? Makinenizin kullanım kılavuzuna bakın. Bulamadınız mı? O zaman işi şansa bırakmayın. Çekeceğiniz nesneden 3 metreden daha fazla uzaklaşmayın.

    IŞIĞA DİKKAT EDİN
    Fotoğrafını çektiğiniz nesneden sonra fotoğrafın en önemli öğesi ışıktır. Işık çektiğiniz fotoğraftaki her şeyin görünümünü etkiler. Anneannenizi çekerken, yandan vuran parlak gün ışığı kırışıklıkları belirginleştirir. Oysa bulutlu bir günün loş ışığı aynı kırışıklıkları gizler.

    Çektiğiniz nesne üzerine fazla ışık düşmesini istemiyor musunuz? O halde ya kendiniz yer değiştirin ya da çektiğiniz nesnenin yerini değiştirin. Manzara fotoğrafı çekerken, ışığın kavuniçine çaldığı ve tüm arazi boyunca uzanıp gittiği sabahın erken ya da akşamın geç saatlerini deneyin.

    BİRKAÇ DİKEY RESİM ÇEKİN
    Fotoğraf makineniz dikey duramıyor mu? Dikey fotoğraf çekmek için yana doğru hiç yatırmadıysanız elbette duramaz. Dikey bir fotoğrafta her tür nesne daha iyi görünür. Sarp kayalar üzerindeki bir fenerden Eiffel Kulesine, bebek havuzunda zıplayıp duran 4 yaşındaki yeğeninize kadar her şey. O halde bundan sonraki denemenizde fotoğraf makinenizi yana yatırıp dikey bir iki resim çekmeye özen gösterin.

    YÖNETMEN GİBİ DÜŞÜNÜN
    Fotoğraf çekerken denetim sizde olsun; fotoğrafların kalitesinin ne kadar arttığını siz de görün. Yalnızca bir fotoğrafçı gibi değil bir film yönetmeni gibi hareket edin. Film yönetmeni her şeyi kontrolünde tutan kişidir. Yer seçimini yönetmen yapar: “Herkes arka bahçeye çıksın.” Aksesuarları yönetmen seçer: “Kızlar, pembe gözlüklerinizi takın.” İnsanları yönetmen organize eder: “Şimdi biraz daha yaklaş ve kameraya doğru eğil.”

    Kaynak: wwwtr.kodak.com.tr